![]() | |
| |||||||
| Metin2 Sohbet & Geyik Bölümü Metin2 hakkında tüm sohbet ve geyiklerinizi burada yapabilirsiniz :) |
| | ||
![]() | ||
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Üyelik tarihi: Nov 2010 Nereden: Nereye ?
Mesajlar: 386
Konular:
Thanks: 0 Thanked 0 Times in 0 Posts Tecrübe Puanı: 1017 Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Meslek: <GM>lik :D | Yakamoz ( İyilik ve Kötülüğün Amansız Mücadelesi ... ) Zifiri karanlığın içinde dikkatli bir şekilde krallığa doğru ilerliyordu. Elindeki meşale rüzgara karşı sönmemek için direniyordu. Sırtındaki siyah pelerini adeta rüzgarla dans ediyordu. Elindeki yanan meşaleyi söndürüp, kabzesindeki kılıcı çıkarttıktan sonra yavaş adımlarla karanlığın içerisine karıştı. Krallık tamamen harabeye dönmüştü. Etrafa saçılan cesetler burada ne olduğu konusunda tahmin yürütmesine yardımcı oluyordu. Attığı her adım öfkesinin artmasına sebebiyet oluyordu. Çünkü gördüğü her manzara tamamen içler acısı bir görüntü sergiliyordu. Krallığın kimin bu hale getirdiğini çok iyi bir şekilde biliyordu. Saraya vardığında üst katlara çıkmak için ana merdiveni kullandı. Sarayın üst katlarına doğru çıktıkça ay ışığı sayesinde etraf gitgide aydınlanıyordu. Merdivenleri çıkarken yukarıdan bir takım sesler geliyordu. İzlendiğinin farkındaydı fakat bunu belli etmek istemiyordu. Basamakları birbiri ardına bırakırken durdu ve gözlerini kısıp yukarı doğru uzanıp giden merdivenleri bir süre süzdü. Bir kaç basamak daha çıktıktan sonra diğer ucu görünmeyen bir koridora girdi. Koridorda attığı her adım onu amansız bir mücadeleye doğru sürüklüyordu. Bir süre durakladı ve " Syler !" diye birinin seslendiğini duydu. Bu ses Simon'a aitti. Koridorda etrafını dikkatli bir şekilde kolaçan ettikten sonra tahtının bulunduğu odaya doğru koşar adımlarla ilerlemeye başladı. Attığı her adımın sesi, tahtın bulunduğu odaya doğru uzanan koridorda yankı yapıyordu. Odaya doğru ilerlerken onu korkutan tek bir şey vardı. Duygusallığa kapılma korkusu... Tahtının bulunduğu odaya geldiğinde kardeşi Simon'ı tahtının üzerinde oturmuş bir şekilde buldu. Elindeki ahşap kadehten bir yudum daha şarap aldıktan sonra tuhar bir kahkaha attı. " Yanlış hatırlamıyorsam tablolardaki eserlerden hoşlanıyordun, değil mi Syler ?" dedi ve kendine ait olmayan tahtın üzerinden kalktı. İşlemeli kılıcını kabzesinden çıkardıktan sonra bağımsız bir şekilde sağa ve sola hızlı bir şekilde salladı. Ardından " Nasıl, eserim hoşuna gitti mi ?" diyerek ekledi. Syler'ın yüzündeki ifade tamamen anlamsızdı. Bir süre sonra bu anlamsız ifadenin yerini tuhaf bir gülümseme almıştı ve "Kardeşim Simon... Alçak ve kişiliksiz ruhunu eserine yansıtmışsın." diyerek karşılık verdi. Simon ve Syler kraliyette bulunan tek ikizlerdi. Bundan seneler evvel ayrılmaz bir bütün gibiydiler. Tâ ki annesi ve babasını kaybedene dek. Ailesini kaybettiklerinde henüz on üç yaşındaydılar. Lakin yaşları küçük olmasına rağmen büyük bir sarsıntı yaşamışlardı. Ailesini kaybeden ikizler bir süre Rahip Moro'nun yanında yaşadılar.İkisininde fiziksel yapısı neredeyse aynıydı. Orta boy, buğday ten, siyah saçlar ve ela gözler... Tek fark ise Syler'ın yüzündeki bulunan yara iziydi. Onları böyle güçlü kılan şey ise anne ve babalarını kaybettikten sonra Rahip Moro'nun onlara "Hayat'ın Özü" denilen bir sıvıyı içirmesiydi. Efsaneye göre bu sıvıdan her kim içerse, iyilik veya kötülüğün birer muhafızı olacak ve güçlerine güç katılacaktır. HATALARIM VARSA LÜTFEN YORUM OLARAK AŞAĞIYA BELİRTİNİZ. UNUTMAYIN Kİ HATASIZ KUL OLMAZ.
Konu mavihayal38 tarafından (11-12-2010 Saat 09:27 PM ) değiştirilmiştir.. |
| | |
| | #2 |
| Üyelik tarihi: Nov 2010 Nereden: Nereye ?
Mesajlar: 386
Konular:
Thanks: 0 Thanked 0 Times in 0 Posts Tecrübe Puanı: 1017 Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Meslek: <GM>lik :D | Syler krallığını bu hale getiren kardeşini cezalandırmak için sabırsızlanıyordu. Lakin bu o kadar kolay olmayacaktı. İkiside bir süre bakıştıktan sonra ilk hamleyi Simon yaptı. Elindeki hilal şeklinde olan ve üzerinde bir takım yazılar yazan kılıcını Syler'ın üzerine doğru salladı, fakat bu hamle Syler için kifayetsizdi. Her seferinde unuttukları bir şey vardı. Birisi iyiliğin, diğeri ise kötülüğün muhafızıydı. Güçleri birbirlerine eşitti. Simon ve Syler karanlığın içerisinde amansız bir şekilde mücadele ederken, etrafta bir tür hareketlenme başlamıştı. Her ne oluyorsa bu ikisinide endişelendirmişti. Kılıçların çarpışmasından çıkan sesler, sarayın içerisinde durmadan yankı yapıyordu. Bir süre daha kılıçlar çarpıştıktan sonra, ilk darbeyi Syler aldı. Simon bir kaç adım geri çekildi ve " Ne oldu Syler ? Yoksa senin için çok mu güçlüyüm ? " dedi. Syler elini göğsüne koymuş ve kanayan yeri eliyle bastırıyordu. Syler " Daha yeni ısınıyoruz Simon ! " diye bağırarak öylesine hızlı bir saldırıda bulundu ki Simon'ın savunma yapmaya fırsatı bile olmadı. Karnında büyük bir kesik oluşmuştu. "Tanrının cezası Syler ..! " diye bağırdı ve tekrar saldırıya geçti. İkiside yaralı olduğu için, gelen saldırıları engellerken zorlanıyorlardı. İkisininde kanaması ağırdı. Eğer böyle savaşmaya devam edecek olurlarsa, birbirlerini öldürmelerine hiçte gerek kalmayacaktı. Zaten ikiside kan kaybından ölecekti. " Sen yanlış yolu seçtin Simon ! Yanlış yolu seçtin ! " diye bağırdı Syler ve geriye doğru sıçradı. " Ne o ? Kaçıyor musun doğru yolu seçen kardeşim Syler ? " diye karşılık verdi. " Kes sesini alçak herif. Senin davan benimle ! Bunca masum insanı öldürmendeki mana nedir ? Senin derdin, senin savaşın benimle !" dedi Syler. İkisininde yarası gitgide ağırlaşmıştı. Tam Syler'a doğru bir hamle yapacakken yarası inanılmaz derecede bir sancı yarattı. Simon yavaş yavaş dizlerinin üstüne çöktü ve "Ne kadar komik değil mi ? Yedi senedir birbirimizi öldürmeye çalışıyoruz. Vücudumuz, birbirimizden aldığımız kesiklerin izleriyle dolu. Lakin yine bir yara, bu sefer ki farklı gibi." dedi. Bir kaç dakika daha dizlerinin üstünde durduktan sonra, ikiside aldıkları yara sebebiyetiyle beraber yere yığıldılar...
Konu mavihayal38 tarafından (11-12-2010 Saat 09:38 PM ) değiştirilmiştir.. |
| | |
| | #3 |
| Üyelik tarihi: Nov 2010 Nereden: Nereye ?
Mesajlar: 386
Konular:
Thanks: 0 Thanked 0 Times in 0 Posts Tecrübe Puanı: 1017 Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Meslek: <GM>lik :D | Şafak yenice sökmeye başlamıştı. Rahip Moro gece boyunca hiç uyumamış, sürekli olarak Syler ile ilgilenmişti. Zorda olsa kiliseye getirdikten bir müddet sonra kanamasını durdurabilmişti. Lakin hala yüzünde bir tedirginlik ifadesi vardı. Her ne kadar kanamasını durdurmuşta olsa, yaşayıp yaşamayacağı konusunda hala endişeleri vardı. Kiliseye iki gün önce gelmelerine rağmen hala gözlerini açabilmiş değildi. Açmasıda zaten büyük bir mucize olacaktı. Yarası oldukça derindi, bu daha önce aldığı yaralara hiç benzemiyordu. Saniyeler ilerledikçe Rahip Moro'nun ümitleri azalıyordu. Ama her ne olursa olsun ölmediği sürece sürekli içerisinde bir umut olacaktı. Rahip kilisenin kilerinden bir diş sarımsak, bir tutam kara biber ve bir tutam kırmızı biber alıp tekrardan Syler'ın yanına geldi. Havan ile iyice sarımsağı dövdükten sonra, elindeki kara biber ve kırmızı biberi içine atıp iyice karıştırdı. Bir tasa su koyup onlarıda içine koyduktan sonra Syler'a zorda olsa içirdi. Bir kaç kez öksürüp tıksırması haricinde herhangibir değişiklik görünmüyordu. Rahip senelerdir Syler ile beraber, fakat Simon seneler önce onların yanından ayrılmıştı. Rahibin yaptığı en büyük hata ikisinede "Hayat'ın Özü" denilen sıvıyı içirmesiydi. Defalarca kez uyarılmasına rağmen, hiç bir uyarıyı dikkate almadan yapmıştı bunu. Bu sıvıyı nerden bulduğu veya kimin verdiği konusunda hiç kimsenin herhangibir fikri yoktu. Fakat ortada yayılan bir söylenti var; babası John'un bu şişeyi bir büyücüden çaldığı ve ölmeden önce rahibe emanet ettiğiydi. Kısa boyluydu, beyaz tenli, siyah saç ve mavi gözler... Babasına çok benziyordu, lakin babası kraliyet ailesinin asil şovalyelerinden birisiydi. Babasıda oğlunun kendisi gibi olmasını istemişti her zaman lakin o hiç bir zaman savaşı savunmadı. Daima iyiliği, barışı ve savaşın tamamen bir saçmalık olduğunu öne sürdü. Rahip gece uyuyamadığı için gözlerinin altı morarmış vede şişmişti. Ara sıra gözlerini kapatsada hemen geri uyanıyor ve Syler'a bakıyordu. Rahip tekrardan oturduğu yerden kalkmıştı. Bahçesindeki büyük meşenin altına doğru yürüyordu. Uykusuzluğun etkisiyle attığı adımların bile farkına varamıyordu. Ağacın altına geldiğinde, yere oturup sırtını ağacın gövdesine yaslamış ve her ne kadar kendini zorlasada bu sefer uykuyla verdiği mücadelede yenik düşmüştü.
Konu mavihayal38 tarafından (11-12-2010 Saat 09:39 PM ) değiştirilmiştir.. |
| | |
| | #4 |
| Üyelik tarihi: Nov 2010 Nereden: Nereye ?
Mesajlar: 386
Konular:
Thanks: 0 Thanked 0 Times in 0 Posts Tecrübe Puanı: 1017 Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Meslek: <GM>lik :D | Devamı Kurban Bayramından Sonra
|
| | |
| | #5 | ||
![]() Üyelik tarihi: Jun 2010 Nereden: İzmir
Mesajlar: 132
Konular:
Thanks: 0 Thanked 0 Times in 0 Posts Tecrübe Puanı: 54 Derecesi: ![]() Meslek: Öğrenci | Güzel hikaye, teşekkürler.
| ||
| | |
| | #6 |
| Üyelik tarihi: Nov 2010 Nereden: Nereye ?
Mesajlar: 386
Konular:
Thanks: 0 Thanked 0 Times in 0 Posts Tecrübe Puanı: 1017 Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Meslek: <GM>lik :D | Rica ederim Büyük edemk Devamı Bayramdan SOnra Çok Heycanlı Bölümlerle Karşınıda Olucaz )
|
| | |
| | #7 |
| Üyelik tarihi: Nov 2010 Nereden: C:\Windows
Mesajlar: 406
Konular:
Thanks: 0 Thanked 0 Times in 0 Posts Tecrübe Puanı: 18 Derecesi: ![]() Meslek: Liseli | Teşekkürler devamını bekliyoruz.
|
| | |
| | #8 |
| Üyelik tarihi: Nov 2010 Nereden: Nereye ?
Mesajlar: 386
Konular:
Thanks: 0 Thanked 0 Times in 0 Posts Tecrübe Puanı: 1017 Derecesi: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Meslek: <GM>lik :D |
|
| | |
| | #9 |
| Üyelik tarihi: Nov 2010
Mesajlar: 7
Konular:
Thanks: 0 Thanked 0 Times in 0 Posts Tecrübe Puanı: 10 Derecesi: ![]() | güzel akıcı hikaye ![]()
|
| | |
| | #10 |
| Üyelik tarihi: Nov 2010
Mesajlar: 2
Konular:
Thanks: 0 Thanked 0 Times in 0 Posts Tecrübe Puanı: 10 Derecesi: ![]() | BU ADAMA İNANMAYIN ARKADAŞLAR. YAZDIĞI ŞEY TAMAMEN KENDİ MÜNEŞAHSIM ADIMA AİT. METİN2 NİN KENDİSİNE AİT OLAN FORUMUNDA EJDERHA TANRISI BÖLÜMÜNDE YAYIMLIYORUM. KİMSE BU ADİ HERİFE İNANMASIN. EĞER KANIT İSTEYEN VARSA BUYURSUN. İNANMAYAN TARİHLERİ KARŞILAŞTIRSIN. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
| | |
![]() |
| Etiketler |
| amansız, kötülügün, mücadelesi, ve, yakamoz, İyilik |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |